|

|
Kazakistan,
Türkiye'nin Orta Asya'daki en büyük Ticari ortağıdır.
Türkiye ve Kazakistan arasındaki ekonomik ilişkiler
özellikle son yıllarda önemli ölçüde ivme kazanmış,
müteahhitlik firmalarımızın 3 milyar Dolarlık proje
üstlenmiş, yatırımlarımızın ise 1.3 milyar Dolara
ulaşmıştır. İkili ticaret hacminin bir önceki yıla göre
%59 oranında artış göstererek 793 milyon Dolara
ulaşmıştır. Türkiye Kazakistan'ın bağımsızlığını tanıyan
ilk ülke olması ve kardeş dost ilişkilerimizin olması
nedeniyle ekonomik ilişkiler her geçen gün artarak
devam etmektedir. Ülkede Türk Kazak ortaklığı şeklinde
1.100 şirket faaliyet göstermektedir.
DEİK Türk Kazak Ekonomik İş Konseyi Başkanlığı
önümüzdeki dönem faaliyetlerinde
Kazakistan'da küçük ve orta ölçekli işletmelerin
güçlenmesine ve organize sanayi bölgelerinin kurulmasına
ağırlık verme kararı almıştır. Hazırlanan bu rehber
Türk ihracatçı şirketlerinin Kazakistan'da doğrudan
tanıtılmasını sağlayacaktır.
Rehber, Almatı Ticaret Odası ve Çimkent Ticaret Odası
ve Astana'da dağıtılacaktır. Siz de şirketinizi
rehberde tanıtabilirsiniz...
Nazarbayev,
işadamı ordusuyla Ankara’da
Orta Asya’nın ‘Bilge Başkanı’ işadamı ordusuyla
Ankara’da 22.10.2009
Kazakistan'ın İstanbul Ticari Ateşeliği'nin Kazkaistan
Türkiye ilişkileri hakkındaki yazısı.
Almati
Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Sayın Ahmetjanova
Z.K.'nın rehberin dağıtımı ile ilgili sunum yazısı
Türk Birliği Hakkında
Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan
Nazarbayev’ın
Açıklamaları.. 29.03.2006 Hürriyet Gazetesi
Kazakistan,
Sovyetler’in yıkılmasının ardından hep konuşulan, ama
lafta kalan "Türk Birliği" projesi için gaza bastı.
Kırgızistan ve Özbekistan’ın desteğini alan
Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Türk devletleri arasında
siyasi, ekonomik ve sosyal birlik için Ankara’dan yanıt
bekliyor.
 |
Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan
Nazarbayev’ın Kazakistan Halkına Bildirisi
18.02.2005 Hızlandırılmış Ekonomik, Sosyal ve Siyasi
Modernleşme Yolunda Kazakistan
Saygıdeğer Kazakistanlılar! Kıymetli Yurttaşlar! 1.
Nasıl bir yerden biz başladık? Bizim hayatımızda
köklü değişikliklerin yapıldığı ve ülkemiz
Kazakistan’ın bağımsızlık kazandığı geçen yüzyılın
doksanlı yıllarını daha yeni arkada bıraktık. Bu
yıllar heyecanın, hislerin ve tutkuların gerildiği
ap-ayrı yıllar olmuştur. Bu yıllar öyle yıllar olmuş
ki- bizim devletimizin istikbalini, takip edilecek
istikametimizi yakından alakadar eden hayati öneme
sahip kararlar alınıyordu. Yanlış bir kararın
devletimizin gelişme istikametini ciddi bir şekilde
değiştirebileceği yıllar idi bu yıllar. |
|
Halkımız bu süre
zarfında devletimizi idare etme mesuliyetini bana
verdi. Ben de sizin bana olan bu itimadınızı,
güveninizi boşa çıkarmamak için her sene
devletimizin gelişme stratejisinin başlıca yönleri
konusunda sizlere danıştım. İşte bugün, aşağı-yukarı
15 yıllık bir süreden sonra, ben sizleri ortak
çalışmamızın sonuçlarını değerlendirmeye davet
ediyorum. Bizim gurur duyacağımız pek çok sebep
vardır. Biz nerede, hangi aşamada başladık,
başlangıç noktasında nelere, hangi imkanlara sahip
idik? Siyasi ve sosyo-ekonomik durumumuz tam
anlamıyla kritik idi. Dışarıdan bakılınca,
Kazakistan’ın o dönemdeki siyasi ve ekonomik durumu
ve performansı aşağıdaki gibi değerlendirilmişti:
“işlemeyen, atıl bir ekonomiye, boş hazineye ve
gelişmemiş siyasi sisteme sahip, üstelik Sovyet
döneminden kalma bir Anayasa ile yaşamaya çalışan ve
Sovyetlerden belirli bir askeri potansiyeli tevarüs
eden bir ülke.” Biz dış dünyanın ilgisini
çekmiyorduk, dünya kamuoyunu sadece bizim nükleer
potansiyelimiz, nükleer silahlarımız ilgilendiriyor
ve endişelendiriyordu. 20-25 yıl sonra işbaşına
gelecek olan genç bürokratlar nesli, “2030 Yılına
Değin Kazakistan’ın Gelişme Stratejisi’nin”
sonuçlarını ve bağımsızlığımızın akabinde başlangıç
noktasında sahip olduğumuz durum ve performansımız
ile meydana gelen köklü değişikliklerin neticelerini
değerlendirirken, “Bunlar gerçekten olmuş mu?” diye
düşüneceklerdir. Eminim, onlar bize gıpta
edeceklerdir. Bizim cesaretimize, enerjimize ve
elbette hürriyetimize gıpta edeceklerdir Ancak ruhen
güçlü olanlar bizim bugün sahip olduğumuzu, elde
ettiklerimizi yapmaya muvaffak olabilirdi.
Yazının devamı için
tıklayınız.. |
|